inş gülücekbir hakikattir ki ne erkeğin idealindeki kadına, ne de kadının idealindeki erkeğe ulaşması her zaman mümkün olmaz. Ne güzel demişler, “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” diye. O halde şöyle demek de mümkündür. “Kusursuz eş arayan eşsiz kalır.”

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz:

Evliliğin dünya ve ahiret saadetine götüren bir yol olabilmesi içinde şu tavsiyelerde bulunuyordu:
“Kadın dört şeyi için nikâhlanır; malı soyu güzelliği ve dini. Sen dindar olanı seç ki rahat edesin.” (Buhari) buyurmaktadır. Burada dindarlığın doğru olarak anlaşılması lazımdır. Ne sadece kılık kıyafet ne de sadece ibadetlere devam, dindarlık için yeterli ölçü olur.

İnsanların “cicim ayları” dedikleri evliliğin ilk aylarında sevgi ve merhamet zirvededir. Daha sonra ise bu sermaye eşler tarafında hoyratça kullanılarak tüketilir. Aynen “mirasyedi evlat” gibidir. Hâlbuki işin ehli olan eşler o ilahi sevgi ve merhamet sermayesini tüketmek şöyle dursun ömürlerinin sonuna kadar artırarak devam ederler. Dolayısıyla ilahi sermayeyi tüketenler için evlilik cehenneme dönüşürken, ilahi sermayeyi kazanca çevirenler içinde evlilik hayatı cennete dönüşür.

Bugün evlilik çağına gelmiş kaç genç kız ve genç erkeğimizin evlilikten beklentileri ile İslâm’ın onlara yüklediği sorumluluk örtüşmektedir. Kaçı İslâm’ın evlilikte kendilerine yüklediği sorumluluğu biliyor. Burada sadece gençlerimiz suçlamak yanlış olur. Ana, baba, akrabalar olarak kaçımız gençlerimizi İslâm’ın öngördüğü şekilde kavlen ve fiilen evliliğe hazırlıyoruz. Onlara örnek oluyoruz.

Netice malum binlerce yıkılan yuva parçalanan aileler, anne babaları hayatta olduğu halde öksüz ve yetim yavrular. Neden? Yanlış eğitim. Evliliğin sadece “nimetleri tozpembe dünyalar olarak anlatılır, külfetleri öğretilmez, ona hazırlanmazsa, en ufak sıkıntı ve meşakkatler, beraberinde kavgaları, neticede de ayrılıkları ve düşmanlıkları getirir.” Eşlerin evlilik hayatının cennete veya cehenneme giden bir yola çevirmek kendi ellerindedir. Bu eşlerin evlilikle ilgili görev ve sorumluluklarını bilip gereğini yapmaları ile mümkündür.

Müslüman bir gencin, benim evlenme vaktim geldi demesi için, önce dinini iyice öğrenmiş olması gerekir. Ondan sonra sünneti yerine getirmek niyetiyle evlenmelidir. Edebi, hayası olan, güzel ahlaklı, dinini, imanını, İslamın şartlarını öğrenmiş, İslamiyete uyan, sokakta dinin emrettiği şekilde giyinen bir kızla nikahlanmalıdır. İffet sahibi, dinini kayıran bir kız aramalıdır. İllâ da (Kötü olsun, yeter ki malı çok, güzel bir kız olsun) dememelidir. Mal için, güzellik için iffeti ve salahı elden kaçırmamalıdır.

1-Eşine karşı her zaman, güzel huylu olmalı. Allahü teâlâ iyi huylu olanları sever, huysuzları sevmez. Eşini incitmek haramdır. Ona karşı her zaman, yumuşak davranmalı. Eve gelince selam verip hâl ve hatırını sormalı, şakalaşmalı. Eşi ile oynamak sevaptır. Sıkıntısını, düşmanlarını, borçlarını söyleyerek onu üzmemeli.
Üzüntülü ise, onu çok sevdiğini, söyleyip halini sormalı, tatlı şeyler söylemeli.

Bir hadis-i şerif meali:
(Müslümanların en iyisi, en faydalısı, eşine karşı iyi ve faydalı olandır.) [Nesai]

2-Yapması zor olan şeyleri bile zevcesine inşaAllah yaparım diye söz vererek gönlünü almalı. Çünkü o, kendisine alışmış olan dostu, yarendir ,dert ortağı, evinin hizmetçisidir, çocuklarını yetiştiren fedakâr eşidir.

3- Çocuk terbiyesinde, ona yardımcı olmalı. Bebiş, gece gündüz ağlayıp anacığına hiç rahat vermeyen, onu insafsızca üzen bir alacaklıdır. O halde, eşine yardım edene, Allahü teâlâ yardım eder

4- Zevcesine, gücü yetiyorsa o şehirde âdet olan elbisenin, ziynetlerin en kıymetlisini almalı. Sokağa çıkarken, bunları da örtmeli, yabancıya göstermemeli. Helalinden en iyi gıdalar almalı. Yemeği yalnız yememeli. Çoluk çocukla yemek sevaptır. “Eve nafaka alırken kısmamalı, israf da etmemeli.” Çoluk çocuğa verilen paranın sevabı, sadaka sevabından daha çoktur. Nafaka temin edemeyenin evlenmesi haramdır.

5- Eşi ile iyi geçinmeli. Onu azarlamamalı, yüksek sesle konuşmamalı. Mala ve namusa ihanet etmeyen kadınları dövmek değil, onları hiçbir suretle üzmek caiz değildir.

6-Dünya işlerindeki kusuru için, dövmek şöyle dursun, acı, sert bile söylememelidir. Kadınların kalbleri ince ve nazik olduğundan, birbirlerini çekemeyenleri çoktur.Bu bakımdan, bilhassa yeni evliler, uyanık olmalı, ana, kız kardeş ve başka kadınların, eşini çekiştirmelerine aldanmamalı, böyle şeyler söylenmesine fırsat vermemeli. Böyle sözlere uyarak eşini incitmekten sakınmalı.

7-Anası ve kız kardeşleri için eşinin söylediklerine karşı da uyanık olmalı. Anaya eziyet edilmesine fırsat vermemeli. Anasına, kendisi, eşi ve çocukları, muhakkak saygı göstermeli. “Her iki tarafda Ana babaya, kayın valide ve kayın pedere saygı, hizmet edilmesi birinci vazife olmalı. Büyüklerin rızasını, duasını almaya çalışmalı, hayır dualarını, büyük kazanç bilmeli ve akraba ziyareti yapılmalıdır.”

8-Huysuzluğunu yumuşak karşılamalı. Onunla iyi geçinmeye çalışmalı. Akıllı eşler, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, ahmaklık alametidir. Huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek sinirleri bozulur. Sinir hastası olur. Böylece çeşitli hastalıklar meydana gelir. Eşi hasta olan kimse, perişan olmuş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerine çare aramakla geçer. Bütün bu sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Ne yazık ki bu pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapacağı huysuzluğun zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalışmalı! Huyu değişirse, suçu kendinde bulup, ben iyi olsaydım, o da böyle olmazdı, demeli.

9- O kızınca, susmalı. Böylece, pişman olup, özür dileyebilir. İyilikleri görülünce Allah’a şükretmeli ve ona dua etmeli. Öyle davranmalı ki, eşim beni çok seviyor intibasını vermeli.

10- Günah olmayan kusurlarını görmemeli. Günahlardan vazgeçmesini, namaza, oruca ve gusle devam etmesini tatlı ve yumuşak sözlerle anlatmalı. Kıymetli şeyler alacağını söz vererek ibadetleri yaptırmalı, günahlarını önlemeli. Ayıplarını, sırlarını, herkesten gizlemeli. Kuran okumasını ve ilmihalini öğretmeli. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okumalı.
11- Eşine, hep hayır dua etmeli. Çünkü “kocasının evinde koruyucu bir çobandır ve koruduğu herşeyden sorumludur.” Bu bilincde olan zevceye dua edilmez mi..? ….

http://www.gulucek.net.