Bu bir gelenekti gelinlik kız kulağını kapıya dayar dinlerdi,genc kız kalbini kadere dayar beklerdi. kapının pervazına dokununca sivrilimiş bir kıymık elini hafifce çizdi.Bir kaç kan damlası birikti,kanadı ama akmadı.küçük bir ah dedi ve sonra yuttu bu ah ı içeride bir dünya kurulduğunu biliyordu ama bu dünya kalbinin enkazı üstüne kuruluyorsa..?

Gittikçe sıkıntı bastı.holde dolanıyordu. Bir an ayakkabılara ilişti gözü.Çatlamış betonun üzerine çıkarılmış bir birinden bağımsız ama birbirinin tamamlayıcısı bir çift ayakkabı…”karı koca gibi “dedi içinden.Biri nereye giderse ötekide oraya gider.kah biri öndedir ,kah diğeri.Biri eskiyince diğeride eskir ama nedense hep biri diğerinden önce delinir.arkadan vuranıda coktur,öne destek olanıda…”ayakkabı işte”dedi düzeltirken.

Gelen gencin ayakkabısıydı bunlar,biraz eskiceydi.Demekki giyecek dah iyi bir ayakkabısı yoktu.bunlara ihanet etmediğine ve hemen değiştirp atmadığına göre kanaatkar birisidir diye düşündü.Demekki bir ucu HZ.İsa(a.s)dandı.

Ayakkabı bağlarına takılmış ot tohumlarına takıldı gözü birden.içinden “öndeki yoldan değil arkadaki patikadan gelmiş”dedi.evin önü asfalttı herkes bu yolu kullanırdı.kimse kestirme olan arazi yolunu sevmezdi.sanki toprak ve çamur kendileine cok uzakmış gibi kaçarlardı bu patikadan.oysa o cok severdi bu yolu,yalnızlığını yolun iki tarafına saça saça yürürdü.”o yolu kullanmış “dedi.bu tohumlar benimde her seferinde eteğime yapışırdı.toprağı seviyor dedi minik bir gülümseme ekledi düşüncelerine.demekki bir ucu HZ ADEM(a.s) dendi.

Bir ara kapı aralandı ellerini gördü.iri ve damar damardı elleri.okumuş diyorlar ama elleri neden yıpranmıştı..çalışan o eller sıva karmış malta tutmuş gibiydi.demekki bir ucu HZ. İBRAHİM(a.s) dendi.

Şimdi sesini duyuyordu gencin ağır ağır konuşuyordu.sesi ahenkliydi.”kaba söz,kaba bir bedenden çığ gibi düşer,düştüğü yeri hayattan koparır.sertçe söylenmiş her harf diğer harflerden zifte batırılarak ayrılmıştır kenara şerkeş bir dile değdiğinde pişman olup ortasından kırılır nazlı elifler..”sesi kuş diline çarpıp dönüyor gibiydi demekki bir ucu HZ.SÜLEYMAN (a.s)dandı.

Efendimizden bahsediyordu.kendisiyle birlikte efendimizin aşkınıda getirmişti.efendimiz diline değmişti ya sanki tüm oda aydınlanmıştı.demekki bir ucu HZ.MUHAMMED MUSTAFA (s.a.v)dandı.

Methini cok duymuştu gencin ama kendisini hiç görmemişti.boyu posu,kaşı gözü bir tavada eritmeli takva ölçeğine dökmeli dedi sessizce.

kasları yavaş yavaş gevşiyordu nedense .”cok komik dedi şimdi biz evlenince bir çift ayakkabı mı olcağız?”gülümsedi. sonra bir an acıldı kapı.bir an ruhunda yağmurlar başladı.dizleri sağa sola kaydı ayaklarına hükmedemez oldu.kafasını,boynunu ,ağzını burnunu cevirdi gence doğru ama gözlerini bir türlü çeviremedi.kapıyı açan kimdi bilmiyordu.sonra kapı tekrar kapandı.dakikalrdır dolanıp duran ayakları o an sabit kaldı.bir koku vardı içinde …kardelenler kokar mıydı?

güzellik hafif esen rüzgar gibi ferahlatıcı

pürüzsüz bir denizde yaşayan ışık gibi sakin.

ay gibi haledendi.

ve güzelliği cocukların ellerine bölüştürülen ekmek gibi sıcaktı.işte o an anladı bu hali de HZ. YUSUF(a.s) tandı.

ve yine anladıki o kıymık elini neden peşinen kanatmıştı!!!!!!….

http://www.gulucek.net.