Nefisle cihadı Sevgili Peygamberimiz(SAV) "büyük savaş" olarak nitelemiştir.

hani bir söz vardır ; insan günahı yapa yapa , ya göre göre , yada duya duya ; günahla o kadar çok haşır neşir olur ki ; zamanla artık herşey normal gelir.

İnsan ne günahı yaptıgının farkında olur , ne de çamura battığının. Belki farkındadır nefs işte önemli olan uçuruma düşmeden  veya düşse dahi geri dönebilmesi….

Rabbim bizleri bu durumların farkında olan ve bu durumlara düşmemek icin günahın her türünden yılandan çiyandan kaçar gibi uzak durmaya calışanlardan eylesin.

Allah yüreklerimizdeki vicdan muhasebesinden bizleri hiç ayırmasın. Bu muhasebede de Rabbin rızası hep ağırlıklı olan mizan değeri olsun.

 

Hiçbir mükellefin  nefsinden emin olamayacağını ,Hz yusufun (as) ağzında hikaye yoluyla bir ayeti kerime  anlatmaktadır: Ben nefsimi temize çıkarmam.Zira nefs kötülükleri emreder.

 

DOĞRULUĞUN MAKBUL OLANI

 

Aralarında Allah yolunda ilerlemeye karar veren iki kardeşten biri, bu amacına ancak kırlık bir yerde, bir dağ başında ulaşabileceğini düşündü ve bunun için bir dağ başına çekilip çobanlık yapmaya başladı….

 

Diğeri zorluklarına rağmen insanların kalabalık olarak yaşadığı bir yerde bu niyetini gerçekleştirmenin daha doğru ve sevaplı olacağını düşündü ve şehre yerleşip ayakkabı tamircisi oldu….

 

Sonra aradan yıllar geçti. İki kardeş de sözlerini tuttular.

 

İşlerinde dürüstlükten ibadetlerinde ihlastan (samimiyetten) ayrılmayarak, haramlardan dikkatle kaçınarak Allah yolunda küçümsenmeyecek mesafe aldılar..

 

Artık herkes biliyor ve inanıyordu ki bu iki kardeş….

 

 Allah’ın veli kulları arasındadır. Durum bu aşamada iken birgün çoban olan kardeş şehirdekini ziyaret etmek istedi. Bez bir torbaya birkaç litre süt koyup şehrin yolunu tuttu Kardeşinin dükkanını bulup içeri girdi ve selam verdikten sonra elindeki içi süt dolu torbayı bir çengele astı…..

 

İki kardeş hasretle kucaklaştıktan sonra derinden derine sohbete daldılar. Bu sırada dükkana bir kadın geldi….

 

Ayakkabısının sallanan topuğuna çivi çaktırmak istiyordu. Kadın ayakkabısını çıkartırken, giyerken ona bakmakta olan çoban kardeşin kalbi bozuldu…

 

O âna kadar bir keramet işareti olarak torbada duran süt şıp şıp diye akmaya başladı. Kadın işi bitip ayrıldıktan sonra.

 

Ayakkabıcı bu tam fırsattır diye, çoban olana önemli bir gerçeği açıkladı:

Ey kardeşim, gerek din, gerek dünya bakımından insanlardan uzak yaşamak kolaydır… Böyle, insanlardan soyutlanmış bir yaşayışta günaha girme tehlikesi yoktur.. Allah yolunda daha rahat ilerlenir.. Fakat önemli olan insanlarla sıkı ilişkiler sürdürürken dürüst kalabilmek, ortamın elverişli olmasına rağmen günaha düşmemektir.. Allah katında dürüstlüğün makbul olanı budur….

 

**********************************

20 kuruş…

 

Londra’daki camii’ye yeni bir imam gönderilmiş. Adam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı söföre rastlıyormuş.

 

Bir gün, bilet alırken soför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş. Imam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine düşünüyormus:

"20 kuruşu geri versem mi şoföre?"

… ama içinden bir ses diyormuş ki:

"çok gülünç bir sayı ve soförün umrunda değil. Otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten… sadece 20 kuruş onlara bişey yapmaz."

Ve bu parayı saklayabilirim, diye düşünmüş Allahtan gelen bir hediye gibi…

İnecegi durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce söförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki:

"paranın üstünü fazla verdiniz."

Şöför gülümsemiş ve demiş ki :

"siz camii’nin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, İslâm’ı öğrenmek için, ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim."

İnerken imam artık bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılacakmış, bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış, gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki:

"Allâhım az daha İslâm’ı 20 kuruşa satıyordum…!!!"
Allahım beni nefsime bırakma yardım et…!!!

 

http://www.gulucek.net.