Denizin duasını işittim bugün…Kalbinde sakladığı derinliği ve sükuneti,köpüklü dalgaların diliyle,tuzlu damlacıkların sözüyle seslendiriyordu…

Göğsünde sakladığı hayatı ve hayat sahiplerini yüzündeki mavi tebessümle anlatıyordu…

Güneşi ve aydınlığı kocaman kucağına alıp,her damlada ayrı ve küçük bir güneş timsali,sevimli ve renkli bir aydınlık kristali sunuyordu…

İçine dolan kirleri her defasında sahile atıp istiğfar ediyordu. "Buradayım" diyordu. "Görmediğiniz kadar derin,görebildiğiniz kadar engin,güneşi göğsünde soğutup her damlasında renklere ayıracak kadar müşfik,kiri,pası ve karanlık bakışı kabul etmeyecek denli vakur".

Denize koşan pek çoktu,ama denizle konuşan pek yoktu.
Denizi dileyen pek çoktu,denizi dinleyen hiç yoktu.
Ama o hep konuştu,
hep konuştu…


Senai Demirci